İnsanın yaratılış gayesi olan "ibadet" görevini yerine getirebilmesi için, îman edip Allah'ın emir ve yasaklarına uyması, isyan etmemesi ve salih ameller işlemesi gerekir.
Kişinin imandan sonra, en başta gelen "ibadet" görevi "namaz"dır
Yüce Allah, ilk insan ve ilk peygamber Âdem (a.s.)'den itibaren bütün insanları "namaz" ibadeti ile sorumlu tutmuş ve bütün peygamberler, kavimlerine "namaz" kılmalarını emretmiştir.
Yüce Rabbimiz ve sevgili Peygamberimiz "namaz" üzerinde ısrarla durmuş, namazlarını kılanlara mükâfat, kılmayanlara ise ceza olduğunu bildirerek, beş vakit namazın kılınmasını ısrarla teşvik etmiş ve terkinden
sakındırmışlardır.
İmandan sonra farzların en önemlisi namazdır. Namaz, özel hareketler ve belirli okuyuşlarla yerine getirilen bir ibadettir. Beş vakit namaz, hicretten bir buçuk yıl önce Mi’rac gecesinde farz kılınmıştır.
İlk defa “farz” kılınan ibadet namaz olduğu gibi ahirette ilk defa hesabı sorulacak olan ibadet de namazdır
Peygamber Efendimiz, “Namaz dinin direğidir.” buyurarak namazın dinimizde çok önemli bir ibadet olduğunu belirtmiştir.
Amellerin Allah’a en sevimli olanı namazdır. Namaz, müminin miracıdır. Mümin namaz sayesinde Allah’ın huzuruna yükselerek onun manevi yakınlığına erer. İmanın göstergesi olan namaz, kalbi aydınlatan bir ışık, bunalan ruhları, sıkıntıya düşen gönülleri huzura kavuşturan manevi bir sığınaktır.
Namaz, Allah için yapılan her türlü kulluğun ifadesidir. Başka bir ifade ile her türlü ibadet, namazda toplanmıştır.
Namaz, küfrün ve şirkin her türlüsüne, nefsin ve şeytanın tüm arzularına karşı koyuştur.
Namaz; Allah’ın düşmanlarına ve tüm kötülüklere karşı bir tavır alıştır.
Namaz; imanın aksiyona dönüşmesidir, günde beş defa imanı tazeleme, Allah’ı çokça anma, günahlardan arınma, Allah’a sığınma ve hayata çeki düzen vermedir.
Namaz, disiplinli ve intizamlı hayatı sürekli canlı tutmaktır.
Namaz, insana daima Allah’ı hatırlatan kalplere sorumluluk duygusunun yerleştiren ve böylece kişinin günah işlemesine mani olan bir ibadettir.
Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:
“Sana vahyolunan Kitabı oku, namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, hayâsızlıktan ve fenalıktan alıkoyar.”Namazını doğru ve şuurlu olarak kılan bir kimse zamanla kötülük yapmaktan vazgeçer. Esasen Allah katında makbul olan namaz, mümini kötülüklerden uzaklaştıran namazdır.
Namazını doğru kılan kimse, Allah’ın sevgisini ve hoşnutluğunu kazanır. İmanını kuvvetlendirir. Günah kirlerinden arınarak ebedi saadet yurdu olan cennete girmeye layık temiz bir kul olur.
Peygamberimiz, “Sizden herhangi birinizin kapısı önünde bir nehir bulunsa ve o kimse bu nehirde günde beş defa yıkansa kendisinde kirden bir şey kalır mı?” diye sordu.
Dinleyenler; “Hiçbir kir kalmaz ya Resulallah” diye cevap verdiler. Bunun üzerine
Peygamberimiz; “İşte beş vakit namaz da buna benzer, Allah, namazla günahları siler.” buyurdu.
Namazın temizlik ve vücut sağlığı bakımından insana pek çok faydalar sağladığı da bilinen bir gerçektir. Çünkü namaz kılan bir kimse, abdest almak zorundadır. Bu ise günde birkaç defa temizlenmek demektir.
Ayrıca namazın sahih olabilmesi için, beden, elbise ve namaz kılınan yerin de temiz olması şarttır.
Namaz belirli aralıklarla günde beş defa kılındığına göre, bu durum Müslümanın her zaman temiz olmasını gerektirmektedir.
Mü’minler; her hâl ve şartta namazlarını kılmakla yükümlüdürler. Su bulamayanlar veya suyu kullanamayanlar teyemmüm ederek (bk. Mâide, 5/6), bir tehlikeden korkanlar yaya veya binit üzerinde (bk. Bakara, 2/239), dînen yolcu sayılanlar dört rekâtlı farz namazları iki rekât olarak; savaş hâlinde olanlar, nasıl güçleri yetiyorsa o şekilde; ayakta durmaya güçleri yetmeyen hasta ve özürlüler oturarak, buna da güçleri yetmeyenler yatarak namazlarını ima ile kılarlar. Kadınların özel hâlleri hariç, namaz kılmamanın hiçbir mazereti yoktur. Ne ticaret, ne alışveriş, ne iş (bk. Nûr, 24/37), ne görev, hiçbir şey müslümanı namaz kılmaktan alıkoyamaz, alıkoymamalıdır
Hayatın en anlamlı ve en değerli vakitler elbette ibadetle geçirilen vakitlerdir . Bu itibarla namaz kılarken Allah’ın huzurunda bulunulduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Her türlü dünyevî meşgaleden sıyrılmaya çalışılmalı, acele etmeksizin, namaza ait bütün hareket ve okuyuşların hakkı verilerek yerine getirilmelidir.
Kavram olarak Namaz
Dilimize Farsça’dan giren ve ‘eğilmek’ anlamına gelen “namaz”, Kur’ân ve Sünnette “salât” kelimesi ile ifade edilmiştir.
Sözlükte dua etmek anlamına gelen “Salât”; dinî bir terim olarak, Allah’ın emrettiği, Peygamberimizin öğretip uyguladığı şekilde kalp, dil ve bedenle yapılan bir ibadettir.
“Salât” kelimesi ve türevleri Kur’ân’da 99 defa geçmektedir.
Kur’ân’da namaz, “salât” kelimesiyle ifade edildiği gibi “ibadet” (Hacc, 22/77), “kıyam” (Hacc, 22/26), “kıraat” (İsrâ, 17/78), “rükû” (Bakara, 17/43), “secde” (Bakara, 2/125), “zikir” (Bakara, 2/239), “dua”, “tesbih”, “huşû” ve “kunut” kelimeleriyle de ifade edilmiştir. Bu, namaz ibadetinin anlam derinliğini gösterir.
Namazın Faydaları
Namaz bize dünyevî-uhrevî, maddî-mânevî pek çok faydalar sağlamaktadır. Bu faydalardan bâzıları şunlardır:
Günde beş vakit namaz kılan bir insan, daima Allah'ı hatırlar ve kendisini her an O'nun huzurunda hisseder. Bu ise, o insanın aklında kötü düşüncelerin barınmasına fırsat vermez. Verse bile çıkarıp atmasına sebeb olur.
Namaz, mü'minin günlük hayatını da düzenler. Günde beş vakit, belirli vakitlerde Allah'ın huzurunda bulunma zarureti, insanı belli bir düzen ve disiplin içinde yaşamaya sevkeder. İşlerini, namaz vakitlerinin hâsıl ettiği zaman dilimlerine göre tanzime mecbur eder. Böyle düzenli ve disiplinli bir şekilde yapılan çalışmalar ise, insanı hayatta huzurlu ve başarılı kılar.
Namaz kılan bir mü'min, kalben müsterihtir, ruhen kuvvetli, mânen güçlüdür. Hayatı boyunca, vazifesini hakkıyla yerine getirmiş olmanın huzuru ile
yaşar.
Namaz, Sosyal Bütünleşme ve Kaynaşmayı Sağlar Namaz -cemaatle kılındığında- günde beş defa mü’minleri bir araya getirir, tanışma ve kaynaşmayı sağlar; sosyal ilişkilerin güçlenmesine, toplumsal eşitliğin sağlanmasına, sevgi ve kardeşliğin oluşmasına katkıda bulunur
Namazın Farz Olmasının Delili
Namaz, Kitap, Sünnet ve İcma ile sabit muhkem bir farzdır. Namazı inkâr eden kâfir olur. İnandığı hâlde namazını kılmayan kimse kâfir olmaz, ancak görevini yapmamış ve günah işlemiş olur.
Çocuklar yedi yaşından itibaren namaza alıştırılır.
Baba ve annenin, yedi yaşına giren çocuklarına namaz kılmayı emretmeleri ve onları namaza alıştırmaları gerekir.
Ayet delili;
Şüphesiz namaz, mü’minlere, vakitleri belirlenmiş olarak farz kılınmıştır. Nisâ, 4/103.
Sünnet delili;
Abdullah İbn Ömer (r.a)’den rivâyet edildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
İslâm beş şey üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka bir ilâh bulunmadığına, Muhammed’in
Allah’ın Elçisi olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekat vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.
Namazın Farz Olmasının Şartları
Bir insana namazın farz olması için üç şartın bulunması
lazımdır.
Bunlar:
1. Müslüman olmak,
2. Ergenlik yaşına gelmiş olmak,
3. Akıllı olmak.
Ergenlik yaşına gelen ve akıllı olan her Müslüman, beş vakit namazı kılmakla yükümlüdür.
Namazını kılan dünyada görevini yerine getirir, ahirette sevaba nail olur.
Beş vakit namaz kılmamak ise Allah’a isyan etmektir, büyük günahtır. (Namaz kılmayan kimse İman dairesinden çıkmaz ama fasık (günahkar) olur.)